Tasavvuf Müziği Müzesi
Kahramanmaraş’ın sivil mimari mirasını temsil eden iki katlı kâgir konak, bölgede canlı bir karşılığı ve geleneği olan Tasavvuf Müziği Müzesi olarak yeniden işlevlendirilmiştir. Proje, tasavvuf müziğinin manevi ve kültürel birikimini sergilemenin ötesine taşıyarak, enstrüman eğitimleri, ney yapım atölyeleri ve yerel cemiyetlerin, toplulukların katılımıyla dinamik bir ‘yaşayan müze’ modeli sunmaktadır. Geleneksel üretimin usta-çırak ilişkisiyle desteklendiği bu yapı, yerel üstatlar ile ziyaretçileri ortak bir düzlemde buluşturan bir musiki konağı niteliğindedir.
2023 Kahramanmaraş Depremi’nde ağır hasar gören yapının restorasyon projelerinin ardından kurgulanan iç mimari müdahale, mekansal koruma prensipleri ile tasavvufun derin, soyut ve döngüsel dünyasını bir araya getiren bir tasarım dili üzerine inşa edilmiştir.
Müzenin kamusal yüzünü oluşturan avlu, ziyaretçileri karşılayan ilk mekansal deneyimdir. İç mekandaki musiki anlatısının dış mekana taşındığı bu açık alan, amfi ve sahne düzeni, meşk alanı ile tarihi taş duvarın gölgesinde konumlanan yarı açık kafeterya birimleriyle çok işlevli bir etkinlik alanına dönüştürülmüştür. Avlu, kentte faaliyet gösteren musiki cemiyetlerinin dönemsel dinletilerine, icralara ve açık hava söyleşilerine ev sahipliği yaparak mahalle ölçeğinde yaşayan bir kültür odağı niteliği taşımaktadır.
Müzenin iç mekan tasarımı, bir tasavvuf musikisi eserinin varoluş serüvenini ve onu fiziksel ortama aktaran aracıları temel alan tematik bir yürüyüş rotası sunar. Yapının zemin katı ve birinci katı boyunca şekillenen bu kurgusal yolculuk, müziğin teorik ve fiziksel katmanlarını odalara böler:
Sofa: Ziyaretçileri bekleme ve dinlenme alanıyla karşılayan, sergi odalarına geçiş veren ana giriş aksı
No:1 Vurmalı Çalgılar Sergi Odası: Musikinin ilk olarak usul üzerine inşa edilmesinden yola çıkılarak kurgulanmıştır. Odada ritim enstrümanları, modern vitrin tasarımları ve interaktif ses sistemleri eşliğinde sergilenmektedir.
No:2 Mutrib – İnsan Sedası Sergi Odası: Tasavvuf musikisindeki en saf ve aracısız enstrüman olan insan sesine ayrılmıştır.
Telli Çalgılar Sergi Holü: Açık teşhir yöntemleriyle telli çalgıların tarihsel gelişimini mimari sirkülasyon alanına entegre eder.
Ney Atölyesi: Yerel bir ney ustasına tahsis edilen oda, müzeyi statik bir sergi alanı olmaktan çıkarıp enstrüman üretiminin manevi boyutuna doğrudan tanıklık edilen canlı bir zanaat alanına dönüştürür.
No:3 Nefesli ve Yaylı Çalgılar Sergi Odası: Yapının üst katında kurgulanan nefesli ve yaylı enstrümanlar sergisiyle, eserin doğuşundan icrasına uzanan mekansal ve kurgusal yolculuk tamamlanır.
Tasarım, yapının özgün mimari bileşenlerini koruma altına alırken işlevsel dönüşümün gerektirdiği modern konfor elemanlarını yapıya minimum müdahaleyle entegre eder. Zemin kattaki geleneksel mutfak alanında yer alan tarihi ocak aynen korunarak kafeterya mutfak kurgusuna dahil edilmiş, birinci kattaki sofa ise duvara yerleştirilen projeksiyon yüzeyleriyle tasavvuf musikisi icralarının izlenebildiği dijital bir deneyim alanına dönüştürülmüştür. Geleneksel sedir yerleşimlerini çağdaş mobilya diliyle yeniden yorumlayan sohbet odaları ve oturma alanları, ziyaretçilere düşünme, okuma ve dinlenme imkanı sunarken aynı zamanda toplu enstrüman eğitimlerine de esnek bir şekilde uyum sağlamaktadır.

















